ULUSLARARASI TÜRK DÜNYASI MÜHENDİSLİK VE FEN BİLİMLERİ KONGRESİ BAŞLADI!MEB'DEN BOŞ KALAN 540 KADROYA ÖĞRETMEN ATAMASI!SINAVLAR UNUTULDU MU ?YİNE Mİ,NİMET SİZE,KÜLFET BİZE MEB ARTIK YÖNETİLEMEZ DURUMDADIRÖVÜLENLER, ELEŞTİRENLER, SUÇLANANLAR KİM NE? YKS NİN ÖRNEK SORULARI YAYINLANDILİSE VE ÜNİVERSİTEYE GİRİŞ SİSTEMLERİ SON HALİNİ ALDI MI ?SÖZLEŞMELİ DRAMBELİRSİZLİKLER GİDERİLMELİDİREĞİTİM,EĞİTİM, İLLE DE EĞİTİM !GAZİ KARABULUT’TAN DEĞERLER EĞİTİMİ HİKAYE SETİHASANKEYFLİ MUHAMMED USTA...BAKAN'DAN LİSELERE GEÇİŞ SINAVI AÇIKLAMASIBAKAN YILMAZ'DAN ÜCRETLİ ÖĞRETMENLERE MÜJDE!
Yazı Boyutu : A+ A-

BAHÇELİ ASLINDA NE YAPTI ?


15-05-2017 18:05:00


Ertuğrul ÖZGÜN

Her ne kadar içeriğini beğenmesek de Türkiye’nin gerçeği, artık bundan böyle seçilecek cumhurbaşkanının kuracağı hükümetle yönetilecek olmasıdır.
Bize göre bu sistem değişikliği sürecinde iki önemli gerçek yaşanmıştır.
Bunlardan biri Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yasalaşmasının mimarı Sayın Devlet Bahçeli’nin olduğudur. Onun için sevabı da günahı da onun hanesine yazılmalıdır.
Bir diğeri ise her türlü baskıya ve suçlamalara rağmen, ilk defa Milliyetçi Hareket Partisi tabanının, büyük bir oranda genel merkezin aldığı kararın aksine oy kullanmasıdır. Bu da Türkiye’de siyasal partiler artık tek kişinin direktifleriyle yönetilemeyeceğinin yolunu açmıştır ki Türk demokrasisi açısından önemli bir kazanımdır.
Görebildiğimiz kadarı ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, tam olarak Sayın Cumhurbaşkanı’nın önceden beri istediği bir düzenlemedir ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın bundan sonraki on iki belki de on altı yılına göre planlanmıştır.
Biz sistem değişikliği konusunu, Sayın Cumhurbaşkanı’nın değil, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Merkezi ve Partinin Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli açısından değerlendireceğiz.
Öncelikle belirtelim. Kullandığı metot her ne olursa olsun, Sayın Bahçeli, 1 Kasım seçimlerinden sonra kendisinin Genel Başkanlığını tartışmaya açanlara karşı süreci kendi istediği şekilde sonuçlandırmıştır. Genel kurul delegelerinin çoğunluğunun imzasını toplayarak, Parti’yi genel kurula sürükleyen muhalif genel başkan adaylarının kongre isteklerini engellemiştir. Siyasi bir lider için süreci yönetme açısından bu durum önemli bir başarı olarak kabul edilmelidir.
Bizler, kimilerinin ileri sürdüğü gibi “kongre sürecinde İktidarın Sayın Bahçeli’ye verdiği hukuksal desteğin karşılığı olarak, Sayın Bahçeli de Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin getirilmesinde iktidara özellikle de Sayın Cumhurbaşkanı’na destek verdiği” iddiasını pek mantıklı bulmuyoruz.
Çünkü böyle bir durumda Sayın Bahçeli’ kendi iradesi ile Sayın Erdoğan’ın Bugün Türkiye’nin en etkili lideri olduğunu kabullenmiş olduğu ve kendi varlık nedenlerinin bir anlamı kalmadığı” algısını yerleştirmiş olur ki bir siyasi lider için bunu pek gerçekçi göremiyoruz.
Öyleyse başka gerekçeler aramak durumundayız.
Öncelikle Sayın Bahçeli’nin kendi açıklamalarını referans alarak değerlendirelim.
Sayın Bahçeli’nin “15 Temmuz FETÖ darbe kalkışmasının toplumsal ve siyasal alana yüklediği mecburi durum muhasebesi ve tarihi sorumluluklardır. FETÖ darbe teşebbüsü milattır; tavrımız, tarzımız, siyasetimizin üslup ve mesajları bu ihanetin öncesi ve sonrasıyla elbette aynı olmayacaktır. 15 Temmuz bize göstermiştir ki, anlamsız tartışma, söz düellosu, sert kutuplaşma bitmeli; siyaset milli ülkü ve hedeflerde buluşmalıdır. Demem odur ki, Türk devletinin tarihi ve ebedi sürekliliği milli uzlaşma, anlaşma, ittifak ve kucaklaşmaya bağlıdır.” sözlerinden sonra;
“Türk Milliyetçisi bir devlet ve siyaset adamının, devletin bekası söz konusu olduğu için parti ve şahıs hesaplarını bir kenara bırakarak fikrinin gereğini yapmıştır,”diyerek konuyu kapatabiliriz.
Ancak bu ifadelerden aynı zamanda “devletin işleyişiyle ilgili yeni bir yapılanma arayışına gidilmeli, bunu yaparken mümkün olan en geniş mutabakatın sağlanması ve yasama-yürütme-yargı arasında denge ve denetleme mekanizmalarının sağlam bir şekilde kurulması gerekmektedir.” sonucunu da çıkarmaktayız.
Beka sorunu başkanlık hükümet sistemi ile çözülecek idiyse, son kalkışma dışında terör örgütlerinin ülkemize karşı açmış olduğu savaş yıllardır sürdürülürken Başkanlık hükümet sistemine neden karşı durulduğunun,
Mücadelenin yürütülüş şekli yönetimden kaynaklanıyor idiyse başkanlık hükümet sistemi ile iktidar partisinin bugüne kadar atadığı yöneticilerden başka ve farklı yöneticiler mi atanacak olduğunun,
Üstelik yönetim ülke birliğini sağlamış ve mücadeleyi tam bir milli mutabakatla yapmaya başlamışken ve bu mücadele şekline diğer muhalefet partisi de destek vermişken başkanlık tartışmasının neden gündeme getirildiği sorularının bir açıklaması yoktur.
Öyleyse nedir? Sayın Bahçeli’nin bütün bu riskleri göze alarak sistem değişikliğinde Sayın Cumhurbaşkanına destek vermesinin altında hangi gerekçeler yatmaktadır.
Şimdi birkaç ihtimali dillendirelim.
1- Sayın Bahçeli, birilerinin hep ileri sürdüğü gibi derin güçlerin adamıdır. Derin güçler: “Ülkenin içine düşürüldüğü beka mücadelesinde Sayın Cumhurbaşkanı ile birlikte hareket edilecektir. Bu mücadele O’nun liderliğinde sürdürülecektir. Ülkenin bugünden sonra hükümet sistemi ‘başkanlık’ olacaktır.” diye karar aldı. Sayın Bahçeli derin güçlerin aldığı kararın hayata geçirilmesine katkı sağladı.
2- Sayın Bahçeli, bugüne kadar savunduklarının hatalı olduğunu gördü. Başkanlık Hükümet sisteminin ülkemiz için Parlamenter sistemden daha gerçekçi olduğuna kanaat getirdi. İki partinin sayısal yeterliliği fırsatını değerlendirip, Anayasa değişikliği teklifini referanduma sunulmasına katkı sağladı
3- Sayın Bahçeli, 15 Temmuz’dan sonra her şeyin Sayın Cumhurbaşkanının istediği şekilde geliştiğini gördü. Böyle bir ortamda yapılacak bir erken seçimde Sayın Cumhurbaşkanının partisinin çok yüksek bir oyla meclise geleceğini ve her türlü yasal düzenlemeyi kendi istediği gibi yapabileceğini düşündü. Böylece baskın bir seçimin önünü kesmek için “Anayasa Değişikliği Tasarısı”nı sunarak öncelik aldı. Hatta iktidar partisinin vazgeçmemesi için tasarıdaki maddeler üzerinde fazla ısrarcı olmadı. Parti üyeliği dahil her şeyi Sayın Cumhurbaşkanının daha önceden istediği gibi kabul etti.
4- Sayın Bahçeli, muhalif hareketin partide yönetimi ele geçireceğini gördü.  Partinin muhalif harekete teslim edilmesindense iktidar partisi ile birlikte hareket etmek suretiyle teşkilat mensuplarını Devletin imkânlarından yararlandırarak parti teşkilatlarının desteğini kazanacağını düşündü.
5- Sayın Bahçeli, kendi partisinin genel kurula gitmesi sürecinde hükümetten aldığı hukuki destekle koltuğunu korumasına katkı sağlayan Sayın Cumhurbaşkanının arzuladığı hükümet modelini destekleyerek bir bedel ödedi.
Ne diyorsunuz?
Sayın Akşener’in de ifade ettiği gibi “satrançta beş hamle sonrasını düşünen” ve işi siyaset üretmek olan Sayın Bahçeli’ bu hamlelerden birini ya da bizim düşünemediğimiz başka bir hamleyi düşünmüş olabilir mi?
Bekleyip göreceğiz.
          
 Ertuğrul ÖZGÜN 


YAZIYI PAYLAŞMAK İSTER MİSİN?

BU HABERE YORUM YAPMAK İSTERMİSİNİZ ?

:

:

YORUMUMU ONAYLA





Yazarlar

En Çok Okunanlar
Anket

MEB Yönetici Adayları sözlü mülakat komisyonları hakkaniyetli bir sınav gerçekleştirdiler mi ?


EVET
HAYIR

2011 Kamudan.com Asist Media Ahmet Hamdi Çicek - Adres selcuklar cad evren apt no 18/ daire3 Etiler Besiktas İstanbul Tel 0212 2886322
Tasarım ve Yazılım KARİP NETWORK
Sağlık Sitesi - Çalışan Sitesi - Yeni Projeler